Kuş olmak

Yeteri kadar anlaşılmayan hayvanlardır kuşlar. Anlamak zor olsa gerek, en azından bir insan için. Bizler ayağımızın yere değdiği dünyada mahkum onlarsa istediği zaman ayağını yere değdirme lüksüne sahipler. Hiç kapana kısılmış hissediyor musunuz; sağa, sola, ileri ve geriye gidebiliyoruz ama aşağıya ve yukarıya doğru gidemiyoruz. Gitmek için çözümler üretiyoruz ama hep bir şeyin içinde oluyor bu çözümler. Kanat istiyorum ben. Bu sonsuz özgürlük hissinede en yakını denize girmek gibi geliyor bana. Belki o yüzden bir deniz aşığıyım. Her yöne doğru ilerleyebiliyorum. Akıl almaz bir özgürlük, en azından benim için. Bu aralar insanlar bacağımdaki su samuru dövmesini soruyorlar, neden diyorlar. Basit cevaplar veriyorum, belki kendimi anlatamayacağımı düşünüyorum ve sadece karakteristik özelliklerinden bahsediyorum. Ama özgür ruhlu oluşları çok hoşuma gidiyor. İsterlerse karada, isterlerse suda yaşayabiliyorlar. Tabiki duygusal hayvanlar olmaları çok önemli. Ama aslında özgürlükleri benim hoşuma giden.

Kuşlar, onları nereye götüreceğini bilmeden öğrenirler uçmayı. Neden bizlerde kuş gibi düşünmüyoruz. Hep bilmek istiyoruz nereye gideceğimizi.

Olabilecekleri ve gidebilecekleri bir sürü yer varken neden aynı yerde kalmayı tercih ediyorlar, sonra kendimede aynı soruyu sorup cevaplayamıyorum. Yuvadan ilk uçmak istedikleri an, çırpınıyorlar gitmek için. Annelerinin yüzünü endişe sarmış durumda, ama onlarda yorgun. Kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenmeleri gerekiyor. Peki yuvadan hiç ayrılmayan bir kuşa ne olur? Başka bir yırtıcı tarafından av olur yada hiçbir zaman özgürlük ve dış dünyayı göremeden tüketir ömrünü korku içinde. O ilk atladıkları an kadar güzel bir an yok. Sanki bir bebeğin ilk kez anne veya baba demesi gibi. Sarhoş bir pilotun uçağı kaldırması gibi. Ne yapması gerektiğini biliyor ama eyleme dökemiyor. Paytak paytak bir iki adım ve hop. Peki her zaman uçabilirler mi, hayır malesef. Bazen ilk uçma deneyimleri bütün bir hikayeyi başlamadan sona götürür. Düşerler yuvadan, çarparlar etraftaki dallara, kötü bir iniş. Hayal kırıklıkları ve belki fiziksel zararlar. Belkide hiç uçamayacak birdaha. Ama ne yaptı biliyor musun, denedi. Yine bir çok kuş vardırki bu düşüş ne kadar zor olursa olsun denerler sonsuza dek.

Birde atlamayı başaranlar var elbette. Ne demişler kötüye hazırlan ama kötüyü düşünme. İleriye doğru atarlar kendilerini, zar zor çırparlar o gelişmemiş kanatlarını. Ama hiç çırpmamaktan iyidir. Arkasına bakamazlar ilk gidişlerinde. Nereye gittiklerini bilmezler; ne yanlış veya ne doğru, sadece ileriye doğru. Elbette bir gün arkalarına bakmayı öğrenecekler ve hatta aynı yuvaya geri dönüp kendi nesillerini o yuvada devam ettirecekler. Belki bir süre sonra sadece o yuvanın çevresinde yaşamayı tercih edecekler. Tercihler dünyasında her tercihi vermeli ve sonunu görmeliyiz ki en son yuvaya dönüş yolunda arkamıza bakmayalım.

Kısacası kuş, ilk o yuvadan atlayıp yalpalayarak uçarken kuş olduğunu anlar. Hepimizin birer kuş olduğu anısı vardır. Bir hevesle yelken açtığımız evimizden umarım bir gün yaşanmışlık ve mutlulukla geri döneriz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s