Biraz Yorgun

Bir pazar gecesi; boynum tutulmuş durumda, sol bacağımsa uyuşuk. Biraz kalbim buruk ve yorgun. Düşüncelerim ve ben yanlız kalıp sohbet ediyoruz bol bol. Sadece yazmaya üşeniyordum. Kış aylarında daha bir yoğun hislerim. Biraz soyutlamam gerekiyor sanırım kendimi çevreden. Ne zaman yelken açsam, ilk ben düşüyorum. Bu denizi sevmediğim anlamına gelmiyor ama yoruldum. Anlamaya çalışmaktan yoruldum, iyi gelmeye çalışıp kendime iyi gelemeyişimden yoruldum. Herkesi ve herşeyi anlayıp kendimi anlayamamaktan yoruldum. Değer verdiğim birinin zamanın içinde silinmesi ve daha sonra tamamen yok olmasından…

Ne arıyorum ben? Birazcık huzur hepsi bu. Sabit bir rutin ve ara sıra rutin dışı tatlı-tuzlu aktiviteler. Tamamen kaybolup gitmekten korkuyorum diye o da. Yaşadığımı hatırlatmam gerekiyor kendime. Zorluk çekmenin güzel olduğunu ve yeni bir şeyler keşfetmenin verdiği o eşsiz hissi. En güzelide yeni bir insan keşfetmek veya karşılaşmak ama… En acısıda o oluyor, hiç şaşmaz.

Gece bir arabanın yan koltuğunu yatırıp sakin bir müzik eşliğinde yolculuk yapmak istiyorum. Tekrardan çocuk olmak istiyorum, gözlerimi aralayıp gelip gelmediğimizi kontrol edip ve tek endişemin ulaşmamız yere olan mesafe olduğu günlere dönmek istiyorum. O zamanlar ne kadar rahat uyuyordum, özlüyorum bu hissi. Bir anda “geldik” diye uyandırılayım. Yalpalayarak, gözlerimi açmadan, sürüklene sürüklene eve geçeyim. Gözlerimi açmama gerek yok çünkü sorumluluk bende değil, henüz çocuğum ben. Annem tutar kolumdan, alır kucağına belkide. Yatırır beni yatağıma, bir iki güzel söz söyler. Hatırlamasamda herhangi birini bence birşeyler söylüyordu bu kadın bana. Üstümü örter ve son bakışını atıp ışığı kapatırdı. Evet, sadece bir çocuk olmak istiyorum birkaç günlüğüne olsada.

Yanlızken hep çok güçlü hissediyorum ama bir o kadarda aciz. Güçlü olmak mutluluk vermiyor her zaman. Bana yanlızken kendini güçlü hisseden bir başka yol arkadaşı lazım. Sessizlikten keyif alan, kavga etmeyi en az benim kadar gereksiz gören. Huzurun ve anın tadını çıkaran. Ufak şeyler moralini bozmayan.

“Ben bir ağır ceza hakimiyim,

Aleyhine karar verebilseydim silinmeyecektim belkide hatıralardan,

Lehine karar verdiğim için hep, ilk unutulan ben oldum.”

Biraz daha uzansam yetişebilir miydim, erken mi vazgeçtim. Vazgeçmekte değil aslında, sadece demir parmaklıklar arasından rahatlıkla girip çıkabilirim diye düşündüm. Ama sıkıştım, canım çok yandı.

Ahoy! Daha keşfedecek çok yer, yapacak çok şey ve tanıyacak bir çok insan var. Durmak yok, zaman namussuzu hiç durmuyor. Ya yakalar akışına veririsin kendini, yada geçmişte yaşarsın ve gözlerini açtığında herşey için çok geçtir.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s